Facebook için hikâye / beyan metni taslağıBu fotoğrafta gördüğünüz ahşap kapı, çocukluğumdan beri yaşadığım evin kapısı. Arkasında dedem Halil İbrahim Yamak’ın gölgesi var. Dedem çok iri, yaklaşık 2 metre 10 santim boyunda, gençliğinde son derece atletik bir adamdı. Koyu taba renginde, kirenut tonlarında paltosunun cebinde her zaman bu kapının uzun sarı anahtarını taşırdı. O anahtar benim için sadece bir kapı kilidinin anahtarı değildi; çocukluğumu, ailemin güvenliğini ve bu evin hatırasını temsil ediyordu.Bu evin bahçesinde, annem Sema Calgav ve teyzelerimin genç kızlık yıllarında diktikleri bir ceviz ağacı var. Çocukluğumda, o ağaç büyüyüp ceviz vermeye başladığında, annem ve teyzelerim ağacı sallayarak cevizleri nasıl döktüklerini anlatırlardı. Yıllar içinde ceviz ağacı o kadar büyüdü ki, arkamızdaki dört katlı apartmanın boyunu geçti; dalları rüzgârda sallandıkça hem eve gölge düşürür, hem de içeriye çocukluğumun sesi gibi bir uğultu taşırdı. Çok uzadığı için ilerleyen yıllarda üst kısmını kestirmek zorunda kaldık; bugün hâlâ gövdesi bahçede durur, benim için hem dedemin, hem annemin, hem de çocukluğumun canlı bir hatırasıdır.Yaklaşık 1975–77 yılları arasında, yılbaşından önce sokaklarda hindi satılırdı. Dedem bir yılbaşında bir hindi aldı. Normalde kesilip yılbaşı sofrasında yenmesi beklenirdi ama biz o hindiyi kesmedik, ben beslemeye başladım. Yıllar içinde benim gözümde 50–60 kiloya ulaşan, iri, güçlü bir hayvana dönüştü. Kaçmasın diye ayağını iki çamaşır ipiyle bağladık, yine de öyle yukarı hamleler yapardı ki, ceviz ağacının yüksek dallarına doğru atlayışlarını “uçmak” gibi hatırlarım. O ev, o ceviz ağacı, o kapı ve dedemin cebindeki sarı anahtar benim hayatımın temel sahneleri hâline geldi.Yıllar geçti. Dedem 2002 yılında vefat etti. Maltepe Mezarlığı’nda kabrini ziyaret etmeye devam ettim. Ne yazık ki bir süre önce mezarındaki fotoğrafın kırıldığını fark ettim. Bu durum beni hem insan olarak, hem torun olarak derinden yaraladı. Mezar taşına ve fotoğrafa verilen bu zarar, sadece maddi bir zarar değil; anılara, hatıraya, ölüye saygıya dönük bir saldırı gibi hissettirdi. Şu anda konuyla ilgili gerekli mercilere başvurularımı yapıyor, elimdeki fotoğrafları ve bilgileri resmi makamlara sunuyorum.Bugün bu satırları yazma sebebim, yaşadığım evi, bu kapıyı, ceviz ağacını, dedemi ve mezarındaki tahribatı tek bir çizgi üzerinde anlatmak. Ben, çocukluğumdan bu yana aynı evde yaşayan, aynı kapıdan girip çıkan, aynı ceviz ağacının gölgesinde büyüyen biriyim. Bu nedenle, evime ve aileme yönelik her türlü fiziksel ya da psikolojik saldırıyı ciddiye alıyor ve kanuni haklarımı kullanıyorum. Bu paylaşım, hem bir hatıra, hem de yaşadıklarımı kayda geçiren kişisel bir beyan niteliğindedir.