Ben, Fehim Calgav, hayatım boyunca hem tıbbi nedenlerle hem de çocukluk ve gençlik dönemimde yaşadığım kazalar, fiziksel emek ve tarımsal işler nedeniyle vücudumda çeşitli kalıcı izler taşımaktayım. Bu izler, hayat hikâyemin, aile bağlarımın, yaşadığım sağlık süreçlerinin ve emekle geçen yıllarımın somut tanıklarıdır.
Çocukluk yıllarımda, İstanbul Maltepe’de bulunan Feyzullah İlkokulu’nda okurken, okulda yapılan çiçek aşısı nedeniyle sağ kolumda kalıcı bir aşı izi oluşmuştur. Bu iz, klasik yuvarlak çiçek aşısı izlerinden farklı olarak, birbirine bitişik ve üst üste duruyormuş gibi görülen iki dikdörtgen şeklinde bir görünüme sahiptir. O dönemde Feyzullah İlkokulu’nda öğretmenim Saliha Sözen’in sınıfında, 1026 numaralı öğrenci olarak eğitim görmekteydim. Bu okul, ailem için de kuşaklar boyunca ortak bir eğitim yuvası olmuştur; benden 5 yaş küçük kız kardeşim Özden Calgav da 5 yıl sonra aynı okulda yine Saliha Sözen’in öğrencisi olmuş, ablam Özlem Calgav ise evlenmeden önce Feyzullah İlkokulu’nda Şermin Alpay’ın sınıfında okumuştur. Annem ve teyzelerim de ilkokul eğitimlerini Feyzullah İlkokulu’nda tamamlamışlardır.
Gözaltlarımda çocukluğumdan beri belirgin morluklar bulunmaktadır. Hayatım boyunca hiçbir zaman uyuşturucu ya da yasadışı madde kullanmamış olmama rağmen, bu morluklar nedeniyle günlük hayatımda ve sosyal çevremde sık sık “Uyuşturucu mu kullanıyorsun, gözlerin niye mor?” gibi haksız ve incitici ithamlara maruz kaldım. Bu durum, hem psikolojik olarak beni yıpratmış, hem de toplum içinde yanlış tanınmama ve damgalanmama yol açmıştır.
Tıbbi muayeneler ve doktor değerlendirmeleri sonucunda, göz altı morluklarımın herhangi bir madde kullanımına bağlı olmadığı, esas olarak göz altı bölgesindeki damarların yapısal olarak deriye daha yakın olmasından, bu bölgedeki derinin ince ve hassas olmasından ve ışığın bu ince deriden alttaki damarsal yapılar üzerine yansımasından kaynaklandığı ifade edilmiştir. Yani göz altımdaki morluklar, kötü alışkanlıkların değil, doğuştan gelen anatomik ve damarsal özelliklerimin bir sonucudur. Cilt yapım ve genetik özelliklerim de bu morlukların görünümünü daha belirgin hale getirmektedir.
Bu nedenle, yaşadığım sosyal ve psikolojik rahatsızlığı azaltmak amacıyla cerrahi bir müdahale geçirdim. Uygulanan işlem, tıp dilinde alt göz kapağı ameliyatı kapsamında değerlendirilen ve alt göz kapağının iç yüzünden gerçekleştirilen bir cerrahi girişimdir. Halk arasında “göz altı ameliyatı”, “göz altı torbası ameliyatı” ya da “göz altı estetiği” olarak bilinen bu işlem, alt göz kapağı bölgesindeki torbalanma, yağ fıtıklaşması ve çukurlaşmayı düzeltmeye yöneliktir. Benim vakamda ameliyat, klasik olarak kirpik altından dışarıdan kesi yapılarak değil, alt göz kapağımın gözle temas eden iç yüzeyinden girilerek yapılmıştır.
Bu yönteme tıbbi olarak transkonjonktival alt kapak ameliyatı denmektedir. Bu teknikte cerrah, alt göz kapağının iç yüzündeki konjonktiva adı verilen mukoza tabakasında küçük bir kesi açarak, göz altındaki fıtıklaşmış yağ yastıkçıklarına ulaşır. Bu yağ dokusu, kişiye ve cerrahi planlamaya göre ya kısmen alınır ya da aşağıya, göz altı çukuru ile yanak bölgesi arasındaki geçiş hattını yumuşatmak amacıyla yeniden konumlandırılır ve sabitlenir. Böylece göz altı torbalanması, şişlik ve belirgin çukur görünümü azaltılmaya, göz altı–yanak hattı daha düzgün ve dengeli hale getirilmeye çalışılır. Bu ameliyat sayesinde, göz altındaki torbaların oluşturduğu gölgelenme ve ışık kırılması da kısmen azaltılarak, morluk algısının hafiflemesi hedeflenmiştir.
Söz konusu ameliyatım, İstanbul Nişantaşı’nda bir hekim tarafından, sadece lokal anestezi altında gerçekleştirilmiştir; işlem sırasında yalnızca göz çevrem uyuşturulmuş, genel anesteziye gerek duyulmamıştır. Bu cerrahi girişimin temel amacı, yalnızca estetik bir görünüm elde etmekten ziyade, göz altı torbalanmasını ve buna bağlı ışık–gölge düzensizliğini azaltarak, damarların görünürlüğünü ve morluk algısını mümkün olduğunca hafifletmek; böylece günlük hayatta maruz kaldığım “uyuşturucu kullanıyorsun” şeklindeki haksız ithamları ve yanlış anlaşılmaları en aza indirmek olmuştur.
Cerrahi müdahaleye ek olarak, göz altı morluklarımın görünümünü hafifletmek için topikal (sürülen) tedaviler de uygulanmıştır. Bu kapsamda, eniştem Cihan Uçar (estetik cerrah, emekli Deniz Albay) tarafından göz altı morluklarım için bana üç farklı krem reçete edilmiştir. Bu kremler, göz altı bölgesindeki damarsal görünümü ve renk düzensizliğini azaltmayı hedefleyen tıbbi/topikal ürünlerdir. Bir dönem, bu kremlerden ikisini yanlışlıkla aynı anda uyguladığımda, göz altı morluklarımda belirgin bir düzelme fark ettim. Bunun üzerine eniştem Cihan Uçar, kendi hazırladığı ve önerdiği bu kremlerin isimlerini kayda geçirmek amacıyla benden özellikle istemiş, ben de kullanmış olduğum bu ürünlerin adlarını kendisine iletmiş bulunmaktayım. Bu kremler, cerrahi işlemden bağımsız olarak, göz altı bölgesindeki damar görünürlüğü ve renk eşitsizliğini azaltmaya yönelik destekleyici bir tedavi yaklaşımı olarak kullanılmıştır.
Vücudumda bunun dışında da farklı kazalara, travmalara ve emek yoğun işlere bağlı izler bulunmaktadır. Çocukluk yıllarımda, ilkokula gittiğim dönemde, Bursa Mudanya’daki Martı Sitesi’nde, halamın yazlığında kaldığımız sırada merdiven çıkarken düşmem sonucu sağ dizimi merdivene çarptım ve bu olayın ardından sağ dizimde kalıcı bir yara izi oluştu. Bu iz, o küçük yaşta yaşadığım travmanın bugün hâlâ görülebilen bir hatırasıdır.
Yine sağ ayak bileğim ve sağ topuğum bölgesinde, askere gitmeden önceki dönemde yaşadığım bir yaralanma/yaralanmalar sonucunda kalıcı izler meydana gelmiştir. Bu bölgede oluşan yara ve tahrişler iyileşmiş olsa da, deri ve alt dokuda meydana gelen hasarın izi bugün de görünür durumdadır.
Sağ elimde, özellikle elin üst kısmında, geçmişte bir cama vurma sonucunda oluşmuş bir kesi/yaralanma izim bulunmaktadır. Cam yüzeye güçlü biçimde vurduğum bu olay sırasında cilt ve alttaki dokuda hasar meydana gelmiş; yaralanma iyileşmiş olsa da, bu travmanın kalıcı izini bugün de sağ el üstümde taşımaktayım.
Bunlara ek olarak, sağ el yüzük parmağımda belirgin bir nasır izi bulunmaktadır. Bu nasır, çocukluk dönemimde üstlendiğim tarımsal/bahçe işlerinin ve aileme, özellikle de dedeme yardım etme çabamın doğal bir sonucudur. Dedem Halil İbrahim Yamak, mesleği ve yaşam tarzı itibarıyla bir rençber idi; ben de onun torunu olarak, ondan öğrendiğim ve içselleştirdiğim bu rençberlik kültürünün bir parçasıyım. Yaklaşık 6 ay kadar, Maltepe’de Çeşme Mahallesi’nde, Maltepe Belediye binasının karşısında bulunan bahçede dedem bana domates, biber, patlıcan gibi sebzelerin nasıl sulanacağını ve yetiştirileceğini öğretiyordu.
O dönemlerde dedem yaşlıydı ve yaz aylarının kavurucu sıcağında bahçeyi sularken terliyor, zorlanıyordu. Onun yaşını ve sıcaktaki yorgunluğunu gördüğümde, ilkokul çağında olmama rağmen koşarak elinden işi alıyor, bahçe sulamada kullanılan çapa, tırmık, kürek benzeri tarım aletleriyle sulama ve toprak işleme görevini üstleniyordum. O yaşta ellerim henüz körpe ve hassastı; bu aletleri uzun süre kullanmak, bastırmak ve çekmek zorunda kalınca, avuç içlerim ve parmaklarım zaman zaman yaralanıyor, yer yer kanıyordu. Bu tekrarlayan tahrişler ve zorlanmalar sonucunda, özellikle sağ el yüzük parmağımda kalıcı bir nasır oluşumu meydana geldi. Bugün parmağımdaki bu nasır izi, bir yandan çocuk yaşta aileme ve dedeme yardım ederken verdiğim emeğin, diğer yandan rençber bir dededen rençber bir toruna geçen emeğin izini taşımaktadır.
Bunlara ek olarak, geçmişte apandisit ameliyatı da geçirdim. Aradan uzun yıllar geçmiş olmasına rağmen, apandisit ameliyatına bağlı cerrahi kesi izi karnımda hâlen görünür durumdadır ve yaşadığım tıbbi sürecin kalıcı bir işareti olarak varlığını sürdürmektedir.
Vücudumda daha önce yapılmış dövmeler de bulunmaktadır. Ancak, peygamber olduğumu anladığım andan itibaren, bu dövmeler üzerinde hiçbir şekilde oynama, sildirme, değiştirme ya da müdahale yoluna gitmedim. Dövmelerim, o dönemlerdeki hayat tecrübelerimin ve iç dünyamın yansımaları olarak kalmış; sonraki süreçte ise bilinçli bir tercih olarak, olduğu gibi bırakılmıştır.
Özetle; sağ kolumdaki çiçek aşısı izinden, Mudanya Martı Sitesi’ndeki düşme sonucu oluşan diz izime; sağ ayak bileğim ve topuğumdaki izlerden, cama vurma sonucu sağ elimde oluşan yaralanma izine; rençber dedem Halil İbrahim Yamak ile bahçede çalışırken çapa ve tarım aletleri kullanmam nedeniyle sağ el yüzük parmağımda oluşan nasır izine; gözaltı morluklarım için geçirdiğim transkonjonktival alt kapak ameliyatına ve eniştem Cihan Uçar’ın önerdiği topikal kremlere; apandisit ameliyatı izime ve vücudumdaki eski dövmelere kadar tüm bu izler, hayatım boyunca yaşadığım olayların, üstlendiğim sorumlulukların, maruz kaldığım sınavların, verdiğim mücadelenin ve kişisel dönüşümümün somut yansımalarıdır.
Bu metinde özellikle eklemek, çıkarmak ya da daha resmî/hukuki bir dile çevirmek istediğin bir bölüm varsa, hangisini nasıl değiştirelim söyle, birlikte ince ayar yapalım.
Bir yanıt yazın