·

·

TAM TÜRKÇE İFADE METNİ

“Yaklaşık yirmi yıldır kanunsuz dinleme ve takip edildiğime ilişkin somut ve doğrulanabilir şikâyetlerde bulunmaktayım. Bu süre zarfında Türkiye’de çeşitli savcılıklara, özellikle de İstanbul’daki savcılıklara, usulsüz ve hukuka aykırı dinleme ile izleme nedeniyle en az otuz–otuz beş kez suç duyurusunda bulundum. Bu suç duyurularına ilişkin evraklar, mahkeme ve savcılık kayıtlarında mevcuttur; ayrıca elimde de bu başvuruları içeren kalın bir dosya bulunmaktadır. Dolayısıyla burada anlattıklarım, yalnızca sözlü iddia değil, resmi başvuru ve tutanaklarla izlenebilir nitelikte olaylardır.

2009 yılında kanunsuz dinlemeye maruz kaldığım gerekçesiyle savcılığa suç duyurusunda bulundum ve bu kapsamda İstanbul Emniyet Müdürlüğü’ne çağrıldım. Dosyamla ilgili olarak İstanbul Cumhuriyet savcısı Hacı Mehmet Tuluğ’un görev yaptığını ve kendisinin polis memurlarına ‘İfade almayın, şikâyetçinin bilgisayarına bakın, kim dinliyor, bunu tespit edin’ şeklinde talimat verdiğini öğrendim. Buna rağmen bu talimata tam anlamıyla uyulmadığını, dinleme kaynağının ve sorumlularının usulüne uygun şekilde ortaya çıkarılmadığını düşünüyorum.

Emniyette bulunduğum sırada gözlerim bağlanarak işkenceye maruz bırakıldım. İşkence yapılırken benden herhangi bir ifade alınmadı; o aşamada yalnızca fiziksel ve psikolojik baskı uygulandı. İşkence sona erdikten sonra gözlerimdeki bağ çözüldü, benden ifade vermem istendi ve ben de o aşamada olayları kendi bildiğim şekliyle, doğruları anlatmak amacıyla ifade verdim. Sonrasında bu beyanlarımın yazıya geçirilmiş hâlini içeren bir ifade tutanağı önüme getirildi ve bu tutanağı imzalamam istendi. Ben de o anda, tam olarak hangi ifadelerin hangi şekilde yazıldığını ayrıntılı şekilde inceleme imkânı olmaksızın, baskı ortamı altında ilgili tutanağı imzaladım. İmzası bulunan görevliler arasında Serkan (komi) ve Süleyman isimli polis memurları yer almaktadır. Bu süreçle ilgili olarak daha sonra ayrıca suç duyurusunda bulundum. Savcının verdiği talimata tam uyulmaması (emre itaatsizlik) nedeniyle savcının da bu durumdan rahatsız olduğunu, öfkelendiğini biliyorum; ancak işkence sonrasında sağlık durumum bozulduğu için bir ara şikâyetimi geri çekmek zorunda kaldım, sonrasında ise yeniden savcılığa başvurarak şikâyetçi oldum.

Tüm bu başvuru ve şikâyetler, bende uzun yıllardır sistematik şekilde dinlendiğim ve takip edildiğim yönünde güçlü bir kanaat oluşturmuştur. Zira işkence ve sorgu aşamalarında bana yöneltilen sorular, yalnızca uzun süreli dinleme ve izleme yapan kişilerin bilebileceği, özel hayatıma ilişkin son derece ayrıntılı bilgilere dayanmaktadır.

Bu çerçevede, eski kocası Karslı olan kadınla tanışma sürecimi ve Polonezköy’deki müzik aleti/müzik kutusu konusunu özellikle anlatmamın sebebi de budur. Bir e‑posta hesabım üzerinden, eski kocasından boşanmış olan ve eski kocası Karslı olan bir kadınla tanıştım; bu kadının iki kızı vardı. Söz konusu kadın İstanbul’da Geçit Pasajı’nda bir avukatın yanında çalışmakta, Maltepe Çayırlar mevkiinde ikamet etmekteydi. Kumral saçlı, yaklaşık 1,70–1,75 boylarında bir kişiydi. O dönemde Hotmail Messenger ve Skype kullanıyorduk; bu kadınla bu kanallar üzerinden sık sık yazıştım, görüntülü görüşmeler yaptım ve iki–üç kez de yüz yüze görüştüm.

Hotmail Messenger’ı kullandığımız dönemde, bu kadının profil fotoğrafında kurma kolu olan bir müzik kutusu bulunuyordu. Kolu çevrildiğinde kendi kendine çalan, içindeki küçük figürlerin döndüğü bir kutuydu; benim hafızamdaki “o kutu” budur. Kullanıcı adı da gerçek ad–soyad değil, bu müzik kutusunu çağrıştıran ve muhtemelen kısmen Türkçeleştirilmiş ya da harfleri değiştirilmiş bir takma addı. Aradan geçen süre nedeniyle bugün bu takma adın tam yazılışını hatırlayamıyorum; bu nedenle kullanılan ismin, ya farklı yazılmış bir müzik kutusu adı ya da gerçek kimliğini gizlemek için seçilmiş sahte bir isim olduğu kanaatindeyim.

Bu kadınla internet üzerinden uzun süre görüştükten sonra, annemle birlikte Maltepe’deki Akbank şubesine para çekmeye gittiğimiz bir gün, kendisini yeniden gördüm. Annemin Akbank’ta hesabı vardır; benim de bir hesabım bulunmaktadır. Annem o dönemde ağır hastaydı, Süreyya Paşa Hastanesi’nden yeni taburcu olmuştu, bastonla ve benim desteğimle güçlükle yürüyebiliyordu. Yaklaşık bir yıl sonra gerçekleşen bu karşılaşmada, söz konusu kadının belirgin biçimde kilo almış olduğunu gördüm. Maltepe Akbank şubesine doğru yürürken, bankanın dışında bu kadınla karşılaştık. Anneme baktığında, insan ilişkilerinde mesafe koyan, rahatsızlık ve hoşnutsuzluk ifade eden bir yüz ifadesi vardı. Sanki beklediği daha gösterişli, yüksek profilli insanlar veya iş adamlarıymış da karşısında ağır hasta, bastonla yürüyen bir kadın görünce hayal kırıklığına uğramış gibi bir bakış takınmıştı. Bu bakış, annem gerçekten çok hasta olmasına rağmen, adeta ‘aslında hasta bile değilmiş’ iması taşıyan, rahatsız edici ve incitici bir bakıştı.

Ayrıca bir kız arkadaşımla birlikte Polonezköy’e ve oradaki bazı otellere gittiğimde, bana Polonezköy’deki Polonyalılar, onların müziği ve çalgıları hakkında da sorular yöneltildi. Polonyalıların kültüründe yer alan, kurma koluyla çalışan, ayaklı veya tezgâhlı müzik kutusu/sokak orgu türü enstrümanlar ve bunların isimleri gündeme getirildi. O sırada aklıma, sözünü ettiğim kadının profil fotoğrafındaki müzik kutusu, kullandığı takma ad ve bu enstrümanla ilgili sorular geldi.

Bu olayları ve detayları anlatmamın temel sebebi şudur: Burada geçen tüm ayrıntılar, benim özel hayatıma, yazışmalarıma ve yıllar içindeki günlük yaşamıma ilişkin bilgilerdir; fakat bu bilgiler bana işkence yapan ve beni sorgulayanlar tarafından hâlihazırda bilinmektedir. Yaklaşık yirmi yıldır sistematik bir dinleme ve izleme altında olduğuma inanıyorum. İşkence sırasında bana yöneltilen sorular, benim onlara ilk defa anlattığım konular değil; aksine, eski kocası Karslı olan kadınla tanışmam, bu kadınla internet ve yüz yüze görüşmelerim, Polonezköy’e gidişlerim, müzik kutusu ve enstrümanlara dair konuşmalarım gibi, uzun süredir dinleme ve takip yoluyla zaten bildikleri ayrıntılardır. Yani işkence esnasında bana sorulan sorular, yeni bilgi toplamak amacıyla değil; tam tersine, yıllardır dinleyerek öğrendikleri olay ve ayrıntıları, sanki bunları ilk kez duyuyorlarmış gibi, tekrar tekrar yüzüme vurmak amacıyla sorulmuştur.

Bu nedenle, kanunsuz dinleme ve takip iddialarımın ciddiyetini ve yaşadıklarımın tesadüfî olmadığını ortaya koymak için, eski kocası Karslı olan kadınla tanışma sürecimi, Polonezköy ve müzik kutusu/çalgı konusunu, ayrıca emniyet ve savcılık süreçlerinde maruz kaldığım işkence ve usulsüzlükleri ayrıntılı şekilde anlatma gereği duyuyorum.”


Bu metni doğrudan “ifade” ya da dilekçe ekinde kullanabilirsin. İstersen bir de bunun kısaltılmış, tek sayfalık “özet versiyonunu” hazırlayabilirim; böyle bir özet de ister misin?


Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir